ASLAN EDMOND



-Bu Köşede Tam Da Okumalık Bir Kitap.. Yetenek







-Parodi Yayınlarının Yeni Kitabı...Derin Sularla Şeytan Arasında








-Ve Elbette Vefa Enver..Bunu Sen İstedin







-Elif Şafak'ın okumadığım kitabını okumak için en ideal köşe.. Ustam Ve Ben









-İnsan köşesine çekildiğinde her zaman...Bana Allah Yeter







-Dizi sayesinde uyanan merakı köreltmek için ise . . .Dünyaya Hükmeden Sultan Kanuni









-Gel de Kitap Okuma,dercesine .. Kayıp Gül







-Bazen dalıp gitmek ister insan uzaklara,kitaptaki dünyalara . . . Hayal



Etiketler: 0 yorum | edit post
ASLAN EDMOND
  YAZAR:ERTÜRK AKŞUN
  KİTAP: AGAFYA
  PUAN :  10/10






   Kurtuluş savaşı döneminin gizli kahramanları kimler? Mustafa Kemal'e o dönemlerde yardım eden ama günümüzde adı dahi bilinmeyen-duyulmayan kahramanlar? 1920'li yıllarda Rusya'dan ülkemize göç eden binlerce insandan haberdar mıyız? Onların kültürümüze etkisinden ?
  

   Ertürk Akşun,ortaya öyle bir eser koymuş ki,herhalde şimdiye kadar yaptığım en uzun kitap inceleme yazısı olacak bu yazım,çünkü bunu fazlasıyla hak ediyor..




    1920'li yıllarda Agafya ve Anton'un kesişen hayatları,onlara yaşamadıkları şeylerin kapısını aralar.Hatta bununla da kalmayıp,her ikisine de o kadar zıt olan şeyleri yapar halde bulurlar ki kendilerini,kitabın sonlarına doğru onlar da bu durumu-değişimi kendi içlerinde kabul ederler.

  Kitapta neler yok ki... Aşklar,ihanetler,aldatmalar,intikamlar,fanteziler,ciddi bir araştırma gerektiren çoğumuzun bilmediği tarihi bilgiler.. Yani bu kitabı alanlar,sıradan bir Aşk hikayesi okuyacaklarını zannedip 'diğerleri ile aynıdır yaa' diyerek almaktan vazgeçtilerse bunu tekrar gözden geçirsinler.Çünkü,Ertürk Akşun bu kitap için o kadar çok emek harcamış ki,ben dahi kitabı okurken 'yerli yazarımızın kitabını mı okuyorum' diye kendime bu soruyu sormaktan alıkoyamadım..


  Kitapta birkaç beğenmediğim hususta olmadı mı ? Elbette vardı,örneğin kapak fotoğrafındaki bayan kitapta anlatılan bayana binayen kifayetsiz-yetersiz kalmış maalesef.Daha güzel birisi seçilebilirdi.Çünkü bu kızıl bayan,erkeklerin ilk gördüğü anda bütün dikkatleri üzerine toplayacak kadar,gören bayanların kıskanacağı kadar güzel değil.Ama şu da var,kitapta bahsi geçen Agafya ile birebir uyuyor,bu da bir gerçek..

  Kitap içerisinde beklenmedik gelişmeler,sizi şaşırtan olaylar epey fazla.Anton karakterinin zaman içerisindeki değişimi,Tegami'nin zamanla nasıl bambaşka birine dönüştüğü,Agafya'nın,Olga'nın aslında Aşk'a dair nasıl insanlar ile ancak birlikte olabileceklerini kitapta gayet güzel ince bir üslup ile değinilmiş.Kitap alenen şunu diyor,her erkek her kadınla mutlu olamaz.Ve esas soru şu,Aşk'ta mutluluğu isteyen kim ?




 Kitabın esas değinmem gereken bir diğer hususu ise kapağı..Etrafınızda,yakınınızda kitapçıya gittiğinizde mutlaka Agafya'yı sorun ,isteyin ve sadece inceleyin.Ve şunu sorun kendinize,bundan sonra tüm kitaplar bu baskı şablonu dahilinde mi basılsa? Daha kitapsı çünkü..

Kitabın reklamı gayet iyi yapıldı,yapılmaya da devam ediyor.Lakin,kitabın satış rakamları neden hala 50 bin'i geçmediğini bilmiyorum.(takip ettiğim ve bildiğim kadarıyla henüz bu satış rakamını geçmedi kitap,şayet geçti ise yayınevinden gelecek bilgi doğrultusunda yazı güncellenir,ama şu anki rakamlar bu) Yerli yazarlara olan ön yargımız o kadar fazla ki,onların kitaplarını bırakın bedavaya dağıtılsa alıp okumayı,merak dahi edilmiyor.Neden? Yayınevlerinin habire yabancı eser çevirileri işlerine geliyor anlıyorum da bizim neden işimize geliyor bu durum ? Türkiye kitap piyasasında  %70 yabancı eserler, %30 ise yerli eserler olduğunu biliyor muydunuz? Bırakın şu yabancı eserlere olan 'aşırı' merakı artık.Yabancı okumayın demiyoruz ama yerli yazarlara olan önyargılarınız yıkıp atın bir tarafa bu kitap ile.Çünkü bu kitap bu duvarı yıkar.



Kitapla ilgili söyleyebileceğim daha o kadar çok şey var ki,inanın durduruyorum artık kendimi.Bu kitap gerçekten güzel almaya - okumaya - okutmaya değer.Böyle eserler edebiyatımızın çıtasını yükseltir.İncelememi kitabın son söz kısmından ufak bir alıntı ile noktalıyorum.

"Kitapta adı geçen birçok kişi,birçok olay gerçektir ama elbette bazıları hayal ürünüdür."

  Kitapla ilgili sanırım pek çok görsel,alıntı görmüşsünüzdür ama bu kısım nasıl dikkatten kaçmış anlamadım.Umarım yayınevi veya Ertürk Bey,kitabın son söz kısmını peyderpey yayınlar,çünkü o kısımları okuyan birisi bu kitabın değerini daha net görebilir,anlayabilir.


Kitabı Satın Almak İsterseniz: AGAFYA
 
ASLAN EDMOND
  YAZAR:MAHİR KAYNAK-ÖMER LÜTFİ METE
  KİTAP: DERİN DEVLET
  PUAN :  9/10




    Son zamanlarda okuduğum bazı kitaplardan sonra bu kitap ilaç gibi geldi.Sayfa sayısı 184 olmasına rağmen içi o kadar dolu ki,tek oturuşta bitirmeniz mümkün değil.Çünkü kitap içerisinde yer alan pek çok bilgiyi,hususu teyit etmek zorunda hissediyorsunuz kendinizi.Direk kabullenmeniz mümkün gözükmüyor.


  Özal'ın öldürülmesi,Susurluk olayını kimlerin yaptığı,Çatlı'nın aslında ne yaptığı,Batırılan bankalardaki paraların kime aktarıldığı,Atatürk dönemiyle ilgili az bilinen çarpıcı bilgiler,Asala'nın gerçek amacı,Sabancıyı kimlerin ve ne gerekçe ile öldürdüğü,28 şubat olaylarının iç yüzü ve sayısız bilgi hiç dolandırılmadan direk ve net bir şekilde aktarılmış kitapta.


  Yanlız kitapta bazı hususlar derine inilmeden es geçilmiş.Mesela Amerika ve İsrail hususlarında çok fazla detaya girilmiyor.Ve bir hususta da Mahir Kaynak ve Ömer Lütfi Mete arasında fikir ayrılığı var.O da şudur ki;İstihbarat servisleri..

  Bu tarz kitapları uzun zamandır okumuyordum,iyi oldu.Okumanızı öneririm,lakin kitabı okuduğunuzda etrafınızda benim yaptığım gibi bilgisine güvendiğiniz,kitaptaki bilgileri teyit ettirme imkanınız olan pek çok kişiyi hazır edin,çünkü buna ihtiyacınız olacak.

Kitabı Satın Almak İsterseniz: DERİN DEVLET
ASLAN EDMOND
Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Gizem Hanım.Kalemine güvendiğim nadir yazarlarımızdansınız, her yeni kitabında kalitesini ve başarısını arttıran.Şimdi sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum ;



-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

16 Nisan 1993 doğumluyum, Yalova’da yaşıyorum. Kendimi bildim bileli müzikle uğraşıyorum ve okuma yazma öğrendiğim günden beri günlük  tutuyor ve küçük hikayeler yazıyorum. Lisede sayısal bölüm okumama rağmen şu anda Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Bir dönem konservatuvara gittiğimden gitar, piyano ve flüt çalıyor, solistlik yapıyorum, aynı zamanda lisanslı dalgıcım ve zihin haritaları, hafıza teknikleri, hızlı okuma teknikleri eğitmeniyim.

-Türkiye’de kitap yayımlamak zor mudur? Bir kitabı yayımlatmak için hangi süreçlerden geçmek gerekir?


Yayınevleri kitap yayınlama işini ticarete ve para kazanmaya döktüklerinden evet, kitap yayımlatmak zor; kitabınızın niteliği iyi olsa bile, beğenilse bile, bazı bahanelerle reddediliyorsunuz, çeviri roman almak yayımlamak, lanse etmek daha kolay olduğundan bu daha çok tercih ediliyor.
Bir yandan da kişisel destekli yayıncılık gelişti, insanlar daha kolay olduğundan bu yolu tercih ediyor.







-Yazarlık hayatınızda karşılaştığınız ve sizde iz bıraktığını düşündüğünüz olaylar veya durumlara neleri örnek gösterebilirsiniz?


İlkler hiç unutulmuyor elbette; Ankara’daki ilk imza günüm, ilk canlı yayın deneyimim, ilk radyo programı deneyimim, ilk söyleşim, röportajım... Bunlar bende yeri ayrı olacak tatlı ve gurur duyulası anılar.

 -Türkiye ve Dünya edebiyatında takip ettiğiniz takdir ettiğiniz yazarlara-kitaplara kimleri-neleri örnek gösterebilirsiniz?

Beğenerek okuduğum romanlar arasında; Herman Hesse-Bozkır kurdu, Sabahattin Ali- Kürk Mantolu Madonna, Ahmet Hamdi Tanpınar-Huzur, İnce Memed, Gobi Çölü, Ivan Doniseviç’in bir günü gibi kitaplar var.Keşke oturup sohbet etme şansım olsa dediğim yazarlar ise; Herman Hesse, Marquerite Duras ve Shopenhauer.








-Kitaplarınızın kapak tasarımları tamamen size mi ait, yoksa yayıneviniz ile ortak çalışmanız mıydı?


Yayınevimin çalışmaları, pek içime sindiğini söyleyemem. Ben daha çok Gizem KAYAHAN kimliğini oluşturacak kapaklarım olmasını istedim, şu anda böyle bir proje içerisindeyim zaten.

-Ve Gizem Hanım Son Sorum..Şu an yayınlanmış iki adet kitabınız var 'Denizin Külleri' ve 'Sensizlik Esiyor yüreğimde',yeni bir kitap projeniz var mı ? Varsa bundan biraz bahsedebilir misiniz ?


Şu anda üçüncü romanım baskıda, bir kaç ay sonra raflardaki yerini alacak, İzmir’de geçiyor ve trafik kazasında hayatını kaybetmiş bir kızı anlatıyor, psikolojik bir roman diyebilirim. Ayrıca dördüncü romanımın yazımını sürdürmekteyim, şu anda altmış yaşını devirmiş, Akhisar’lı bir kadını anlatıyor, bu yazar da çok abartmış bir insan hiç böyle şeyler yaşayabilir mi, diyeceğiniz gerçek bir hayatı konu alıyor


Kitabı Satın Almak İsterseniz:DENİZİN KÜLLERİ

Kitabı Satın Almak İsterseniz:SENSİZLİK ESİYOR YÜREĞİMDE
ASLAN EDMOND
  YAZAR:ALBERTO VAZQUEZ FİGUEROA
  KİTAP: TUAREG
  PUAN :  10/10






  Tuaregler gerçekte varolan,kendi kuralları,dünyadan soyut yaşantıları olan bir toplum.Kitap farklı bir ülkeden gelen bir bayanın Tuaregler ile geçirdiği günleri anlatıyor.Bayan her geçen gün şaşırıyor.Çünkü;Tuareglerin düşüncelerini ,dünyaya bakışlarını,neleri önemseyip neleri önemsemediklerini gördükçe hayretler içerisinde kalıyor.

 Kolay kolay 10 puanı verdiğim kitap olmadı fakat bu kitap bunu fazlasıyla hak ediyor.İçerisinde yer alan bilgiler,konuşmalar,söylemler,tarihi hususlar hepsinin doğru ve gerçek olduğuna emin olabilirsiniz.Çünkü;okuduğunuzda bazı anlarda 'yok artık' diyebileceğiniz durumlar ve olaylar kitap içerisinde sizi bekliyor.

   Hayatımda okuduğum en değerli kitaplardan birisidir.Çok değer verdiğim Edebiyat öğretmenimin tavsiyesi üzerine okuduğum ve çok uzun zaman geçmiş olmasına rağmen hala aklımda yeri ayrı olan bu kitabı,birgün herkesin okumasını öneririm.


Kitabı Satın Almak İsterseniz:TUAREG
Etiketler: , 0 yorum | edit post
ASLAN EDMOND
Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Buket Hanım.Genç yaşınıza rağmen girdiğiniz bu zorlu edebiyat yolunda şimdiden kendinize özgü çizginiz ile farkınızı ortaya koydunuz ve bunun da artarak devam edeceğine yürekten inanıyorum.Şimdi sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum;



-Öncelikle sorum Buket Konur kimdir ? Bize ve okurlarınıza biraz kendinizden bahseder misiniz ?
İtiraf etmek gerekirse kendini en anlatamayan insanlardan biriyim.Herhangi bir konuda uzun uzun cümleleri dizebilmeme karşın konu kendime gelince biraz çekingenleşebiliyorum. Ailemle ve son dönemde hayatımdaki birçok şeyden önce gelen köpeğimle yaşıyorum. Vaktimin işten arta kalan kısımlarını hafta içi kitap, hafta sonu da dostlarım olmak üzere ikiye ayırmış durumdayım.Gülmeyi seviyorum. Gel-gitleri olan biriyim,Ne hissedersem en uçta hissetmek de en kötü yanım.

 -Kitabınızın yazma sürecinden bahseder misiniz biraz?
Bir kitap oluşturduğumun bilincinden oldukça uzakta, hayatımda köklü değişiklikler yapmam gereken bir süreçte yazmış bulundum.İki buçuk yıllık bir anksiyetede biriken cümleler aslında. Sonrasında da kendimce bunları başkaları görmemeli dediğim yazıları eledim. Toplamda altı yıl sürdü "mor delilik".







-Kitabınızın ismi neden 'Mor Delilik' ? Mor rengine olan merakınız nereden geliyor ?
İsim tamamen benim ilkokuldan bu yana hiç vazgeçmediğim mor renginin yazılarımda da bir şekilde olmasından kaynaklandı.  Aslında o kadar morla alakalı olmayan yerlerde mordan bahsetmiştim ki kitabın adında da mutlaka mor geçmeli diye hissettim. Ve en sonunda da bunun delilikten öteye gidemeyeceğine kanaat getirdim.

-İlk kitabınız düz yazı ve şiirlerden oluşan bir kitaptı.Yeni kitap projeniz var mı ?
Evet.
Aslında röportaj zamanımız çok tesadüf oldu. Yaklaşık on gün içerisinde ikinci kitabım yayınlanmış olacak.Yine düz yazı ve şiirlerden oluşan bir kitap yazdım.






 -Edebiyat dünyasında takip ettiğiniz,takdir ettiğiniz yazarlara ve kitaplara kimleri-neleri örnek gösterebilirsiniz ?
Ben aslında bu soruyu isim vererek sınırlandırmak istemiyorum, çünkü gerçekten sayısız yazar var hiç bıkmadan okuduğum. Ama beni en çok besleyen yazarlar arasında ; Bilge Karasu, Murathan Mungan, Turgut Uyar, Cemal Süreya vardır diyebilirim.

-Günümüzde kimi yazarlar 'ilham' olmadan yazamam derken,kimisi istediğimde yazabilirim,diyor.Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz bu hususta ?
Nedensiz yazamayanlardanım kısaca istediğimde yazamam. Bir duruma tepki, bir tanıklık veya bir üzülüş evresi olabilir "ilham" ya da bir şarkı; hatta en çok da bir şarkı.

 -Ve Son sorum Buket Hanım.. Kitap yazarken nasıl bir ortamda olmak istersiniz? Yani sessiz-sakin huzur dolu ortamlar mı yoksa daha farklı hareketli ortamlar mı ?
Gerçekten ortamın çok büyük etkisi olmuyor. Uzun seyahatlerde kulağımda kulaklıkla müzik dinlerken, bir şeyleri sonradan zorlukla okuyacak biçimde not etmeye bayılıyorum. Ama loş bir ışıkta belki fonda biraz keman sesiyle de yazmak keyifli. Kısaca yazılacak bir şey varsa bulunduğum ortam bence en uygunu oluyor.


Bu arada asıl ben sitenizde bana yer verdiğiniz ve özenle hazırladığınız sorular için teşekkür ediyorum. Benim için büyük bir keyifti..

-Buket hanım,Cevaplarınız ile renk kazandırdınız sorularıma.Gerçekten çok zevkli bir röportaj oldu benim açımdan da.Ayrıca yeni kitabınızın çıkacağını öğrendiğime de gerçekten mutlu oldum,merakla beklemedeyim şimdiden.Bir kez daha teşekkür ederim.


Kitabı Satın Almak İsterseniz:MOR DELİLİK