Ephesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ephesus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aslan


Kitapçılar,kitabevleri fiyatlarda indirim yapmadıkça ,okumak istediğimiz kitapları netten sipariş etmeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.Bu açıdan da bu güne dek tek siteden Kitapsihirbazı'ndan yaptık alışverişimizi,bu alışverişimizde de olduğu gibi.




Ve yeni gelen kitaplar kitaplığa dahil olur..


Kitap Satın Almak İsterseniz:Kitap Sihirbazı
Aslan


Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Serpil Hanım. Kitaplara eleştirel bir bakış açısı ile yaklaşan ve kitapları çok seven bir kitap okuru ile gerçekleştireceğimiz bu röportajda cevabını merak ettiğim sorularıma sizin de müsaadenizle hemen geçmek istiyorum;





-Serpil Kır.. Kitap kurdu ve bana göre Facebook üzerindeki en iyi kitap sayfasının sahibisiniz. Kitaplara olan bu ilginiz ne zaman başladı ilk olarak?

 Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Hayatımda birçok şeyin keyfine varmış birisi olarak eksik olan röportaj teklifinizle, severek okuduğum kitaplar üzerinden sohbet etmek ayrıca bir mutluluk benim için…

Hayatımın dönüm noktası olarak adlandırdığım ilk kitabımı yaklaşık dört yıl önce, kız kardeşim saydığım Tuğba’nın ve ikizim Asi’nin bana çooook uzaklardan gönderdiği Cennet kitabı ile başladım. Ve iyi ki ikinci kez okudum dediğim çok anlarım olmuştur…
(sonra dört kez daha okudum o ayrı)


-Günümüz edebiyat dünyası içerisinde yeni bir kitap türü var artık.’Popüler Kültür’  bu hususta yer alan kitaplar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Olmazsa olmazlar diye düşünüyorum,ama bunu tek yönlü düşünmüyorum.  Her türlü kitap okuyabilmeli insan. Hayatın zorlu zamanlarından kaçıştır bana göre kitap. Okurken eğlenmeli, gülmeli. Bunun için de ’Popüler Kültür’  dediğimiz tarz eklenmeli.

-Pek çok insanın dilinde yer edinen ‘Türkiye’de kitap okunmuyor’ sözüne katılıyor musunuz?

 Yirmi bin insanın her gün geçiş yaptığı bir yerde çalışıyorum,sadece gördüğüm insanları baz alarak cevaplarsam evet Türkiye’de kitap okunmuyor.  Sonra dönüp kitap dostlarıma ve Kitap Rüyası sayfasına bakıyorum ve “ kurunun yanında yaş olanda yanmasın” diyorum…

 


-Türkiye’de bayanlar erkeklerden daha çok kitap okumakta ve bu uçurum her geçen gün artmakta. Sizce bunun ana temeli kadınların daima yeniliğe açık olmaları mı?

Ahhh! Bunu eline ders kitabı dışında kitap almamış birisi ile evli birine sormak kabuk tutmuş yarayı kanatmak gibi  bir bayan olarak bu açıdan bakmıyorum kitaplara.  Bayan okuyucuların dış etkenlerden gelen her türlü eleştiriye verecek bir cevabı vardır ama bir erkek okuyucu eline kitabı aldığında “ne boş işler ya da erkekliğin şanına yakışmayan” gibi saçma eleştirilerle karşı karşıya kalıyor. Çevremde savunduğum çok arkadaşım vardır bu şekilde.  Ve bence hayır, yeniliğe açık olmaları ya da arayış içerisinde olmaları değil, bizler kendimizi olumsuz dış etkenlere kapatıyoruz kendimizi. 

-Türk edebiyatını ve dünya edebiyatını karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz? 
   
Her milletin kendi kültürü göz önüne alındığında bu farklılığın Edebiyata yansımaması mümkün mü?  İkisi arasında ki farkı bizler yaratıyoruz aslında.  Dünya edebiyatına gösterilen özeni bizler kendi yazarlarımıza göstermiyoruz maalesef. (kendi fikrimce elbette).  Hem klasiklerimizde hem de günümüz hikâyelerinde inanılmaz eleştirel bir yapıya sahibiz. 




















-Elif Şafak, Ahmet Ümit gibi isimler Türkiye sınırlarını aşan yazarlarımız içerisindeler. Size göre yazarın bulunduğu ülkenin sınırlarını aşması için nelere sahip olması ve kitabında nelere dikkat etmesi gerekiyor?


     Kaleminin gücü bir yazar için en önemli sebep, okurken sıkmamalı ve her türlü okura hitap edebilmeli. Çokça kullandığımız “su gibi akıp bitti sayfalar” dedirtmeli kitap.

-Ve son sorum.. Sizin sözünüz ile son bulsun istiyorum. ‘Okumak İptiladır, Müptelalara Selam’ harika bir slogan, harika bir söz. Kitap okumak dünyalar arasında yapılan sınırsız bir seyahat gibidir, kitap okuyan her insan daimi bir seyyahtır, yeni dünyalara yolculuk eden. Siz Kitap okumayı nasıl yorumluyorsunuz?

Kaçış noktalarım diye adlandırsam en doğrusu olur sanırım. Her yeni kitap benim için masalsı bir dünya. Ve bu dünyanın içine çekebiliyorsa beni, elime aldığım kitabımla yepyeni arkadaşlıklar kurabiliyor ve geriye dönüp baktığımda hala hatırlayabiliyorsam dünyanın en mutlu insanı benim. Onlar benim kısa süreli de olsa unutamadığım dostlarımdır…


  Yaşam Portre
 
En beğendiğiniz yerli yazar: İskender Pala ( Üst komşum olmasından değil (: )
En beğendiğiniz yabancı yazar: Judith McNaught ( O benim kraliçem )
En beğendiğiniz Polisiye kitap: Bıçak Sırtı (Tess Gerritsen) (ilk polisiyem)
En beğendiğiniz Aşk kitabı: Cennet (Judith McNaught) ( aynı zamanda ilk kitabım)
En beğendiğiniz Fantastik kitap: Alacakaranlık ( ilk okuduğum için sanırım)
Tuttuğunuz takım: GALATASARAY
En beğendiğiniz yayınevi: Ephesus ( çok zor cevapladım kayıtlara geçsin lütfen (: )
En Sevdiğiniz yemek: Şuan diyette olduğum için makarna 
En Sevdiğiniz sanatçı: Sezen Aksu ( ama bu aralar “baek ah yeon” tavsiye ederim)
İstanbul’da yaşamasaydınız nerede yaşamak isterdiniz: Memleketim Trabzon'da.

Okumak İptiladır, Müptelalara Selam Olsun…

Sevgiler Serpil KIR….
 

Kitap Rüyası Sayfası:Kitap Rüyası
Kitabı Satın Almak İsterseniz:Cennet
Aslan
Maureen Smith'in kaleme aldığı ve Ephesus yayınları tarafından 2012 yılında okur ile buluşturulan 'Seninim' kitabının Film haklarını satın aldık. Ve filmimizin çekimlerine Nisan ayının 20.gününde başlıyoruz.

Öncelikli olarak;

 Kitabın Yazarı:Mauren Smith


Ve Bu kitabın okurlara buluşmasını sağlayan :Ephesus Yayınları

Ve Artık Oyuncu kadromuza geçebiliriz; 
Lena.. Bu karakter için özel bir isim gerekliydi.Varolan yaşamının dışında farklı bir hayat süren,ve bir yandan da dedesinin hastane masraflarını karşılamak için özel bir iş yapan biriydi Lena. Ve bu yüzden bize öncelikle duygusal,ve istediğinde  tatlı-sert olabilen birisi gerekiyordu.

Bizde Lena Karakteri için Ayça Varlıer ile anlaştık.


Ve Sırada Lena'nın aklını başından alabilen ,Roderick karakteri için aramalarımıza başladık.Kenan İmirzalıoğlu'na götürdüğümüz teklif onun Nisan ayında daha önceden antlaşmış olduğu bir film projesi yüzünden askıda kaldı.
Bizde Roderick karakteri için, Carlos Martin ile antlaştık..





Lena ve Roderick isimlerinde antlaşmaya vardığımız isimlerden sonra bu karakterlerin hayatlarına giren isimlerdeydi sıra.
Lena'nın kız kardeşi  Morgan rolü için ise Ceyda Ateş ile antlaşmaya vardık.





Şimdi sırada hemşire rolü için antlaşdığımız isim ; Bennu Yıldırımlar





Ve bizim için önemli rollerden biri olan Cleveland,yani Lena'nın büyükbabası rolündeydi sıra.Bu rol için bize usta bir oyuncu gerekiyordu.Bizde hiç düşünmeden Çetin Tekindor'un kapısını çaldık.Kendisi teklfimizi hiç düşünmeden seve seve kabul etti.'Av Mevsimi' filmindekinin aksine çok uzak bir karakteri canlandıracak olması teklifimizi kabul etmesinde etkili oldu elbette..


Lena'nın özel işindeki patronundaydı sıra.. Zandra..Bu rol için ise bize istediğinde gayet ketum olabilen,ama hepsinden önemlisi 'cool' bir kadın gerekiyordu.Bizde  Saba Tümer ile anlaştık..



Diğer oyuncu kadrolarımız ile ilgili çalışmalar sürüyor..








Not: Arkadaşlar bu yazılar tamamen kız arkadaşımla hazırladığımız ortak 'hayal' ürünü bir çalışma ürünüdür.Biz hazırlarken çok zevk aldık,umarım sizler de okurken zevk almışsınızdır.Ama şu var,bu kitabın Türkiye'de filmi çekilse,filmine kesinlikle gidilir..

Kitabı Satın Almak İsterseniz:Seninim
Aslan
 YAZAR:OSMAN AYSU
 KİTAP:KAYIP
 PUAN :  8/10



 Cinayet romanlarında pek sıklıkla göremediğim bir hususu bu kitapta gördüm.İnsan psikolojisi.Kitap baştan sona dek bir cinayetin peşinde ilerlemiyor olması benim açımdan kitaba olan ilgimi arttıran en temel unsurdu.Yazarın kitapta akıcı bir üslup kullanması da kitabın kısa sürede bitmesini sağladı tabii.

  Şimdiye kadar okuduğum pek çok cinayet romanında hep sıradanlık vardı.Bu sıradanlığın sebebi ise katillerin,dedektif ile hep aralarına mesafe koymalarıydı.Oysa ki siz şimdi düşünün,bir cinayet işlediniz ve bu cinayeti çözmesi için bir dedektif atandığını öğrendiniz.Ne yaparsınız ? Dedektife uzak mı kalırsınız yoksa ona yakın olup ne bildiğini öğrenmek ve onu adım adım takip etmek mi istersiniz ?




  Kitapla ilgili gördüğüm sadece bir kaç eksik nokta vardı.Kitabın bittiği yer tatmin etmedi işin açıkçası.Yani o raddeye kadar harika geldi ,özellikle kitaptaki her bireyin psikolojik değişikliklerini görmek beni ziyadesiyle memnun etti fakat son kısım bir 10 sayfa daha uzun tutulsaydı daha doyurucu olabilirdi.Kurguda bir hata var,bunu belirtmiyorum kitabı okuduğunuzda ve parçaları birleştirdiğinizde bunu rahatlıkla sizde fark edebilirsiniz.Bunların dışında ise herhangi bir sıkıntı yok,gayet güzel akıp giden bir roman,gelişen olaylar,şaşırtan sahneler ve durumlar..

 Kitapla ilgili olarak son husus psikolojik tahliller ile ilgili olarak yazarı buradan tebrik etmek istiyorum.Eğer kitabı dikkatli okursanız ve kitap bittiğinde kitapla ilgili biraz düşüncelerin derin sonsuzluğuna kendinizi bırakırsanız yazarın insanlara dair size göstermek istediği pek çok durumu görebilir ve bunları hayatınızda kullanabilirsiniz.


Kitabı Satın Almak İsterseniz:KAYIP
Aslan
  YAZAR:MELVİN R.STARR
  KİTAP: MÜREKKEP İZİ
  PUAN :  8/10





   Polisiye romanlar ilginizi çekiyor mu ? Cinayetler,öldürülen insanları okumak sizi cezbediyor mu ? Bu türde daha önce kaç kitap okudunuz ? Şayet 'epey fazla' diyorsanız bu kısımda onların çok daha dışında kalan bir kitap okumaya ne dersiniz ? 

  Bir kitabı almadan önce uzun araştırmalar yaparım,özellikle bazı yayınevlerinin çıkarttığı 'kitap demeye bin şahit' ürünlerden sonra.Ama bu yayınevlerinin tam da ters istikametinde ilerleyen,her geçen gün kalitesinden ödün vermeksizin ve bunu arttırarak ilerleyen Ephesus yayınları var.Polisiye roman okumaya karar verdiğimde ,yüzlerce  roman ile karşılaştım.Lakin gördüm ve farkettim ki pek çoğu birbirinin kopyasıydı.Sadece Zaman -mekan ve öldüren ile öldürülenler farklıydı,bu kadar.




  Ama bu kitabı satın alıp okumaya başladıktan sonra 'iyi ki de bu kitabı aldım' dedim.Çünkü;siz daha önce eski zaman diliminde geçen bir polisiye kitap okudunuz mu ? 

  Hugh de Singleton,Üstat John Wycliff'in çalınan kitaplarının peşine düşer.İşte tam da burası ilginç,genelde bu kitaplarda ya çok değerli madeni eşyaların peşine düşülmüştür.Ya da klasik öldüren bir katilin peşine.Ama bu kitap öyle değil,daha farklı.Kitap pek çok okurun da sevdiği gibi dedektifin,yani Hugh de Singleton'un kendi gözlemleriyle anlatılıyor.

 Kitap kurgusal açıdan başarılı,baskı kalitesi ve çevirisi de çok iyi olduğundan 2 günde bitti.Bu tarzda kitaplar okumayı düşünüyorsanız güzel bir başlangıç,bu tarzda kitaplar zaten okuyorsanız da daha farklı deneyimler açısından okuyabilirsiniz.


Kitabı Satın Almak İçin:MÜREKKEP İZİ
Aslan
  YAZAR: MAUREEN SMİTH
  KİTAP: SENİNİM
  PUAN :  8/10







Öncelikle yazıma başlamadan şunu belirtmeliyim;bu güne kadar sıkılmadan okuduğum kitapların içerisinde yer alabilen nadir kitaplardandı.Okurken çok zevk aldım diyebilirim. Başından sonuna dek severek ve hiç sıkılmadan zamanın nasıl akıp gittiğini bilmeden okudum. Kitap içinde seks anlamında çok şey paylaşılmış olsa da bence yerinde ve çok doğal yazılmış, insanı  hiç rahatsız etmeden romantizm tadındaydı hepsi.
 


   Öte yandan kitap Kadın-Erkek ilişkisini güzel anlatmış ,çiftlerin birbirlerine nasıl davranmaları gerektiğini ,nasıl konuşulması gerektiğini, kadın erkek ilişkileri açısından alabileceğiniz küçük dersler anekdotlar bulabilirsiniz.Önümüze sınırlar ve engeller koymadan Aşk'ı doya doya nasıl özgürce yaşamamız gerektiğini çok iyi anlatmış.Görmek , hissetmek ve yaşamak.Kitabı okurken kendimi bir aşk filmi izliyormuş gibi hissettim,kitabın sonunda kitap okumuş hissi kadar bir Aşk filmi izlemiş hissine de sahiptim. . .
Aslan
Gül Ve Avcı Kitabının Yazarı Asude İle Yaptığımız Röportaj

Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Asude Hanım.İlk kitabınız ile inanılmaz bir çıkış ve başarı elde ettiniz.Bu başarınızın her yeni kitabınızda artacak süreceğine yürekten inanıyorum.Şimdi sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum ;

-Kitap yazım sürecinizden bahseder misiniz biraz ? Nasıl gelişti 'Gül ve Avcı' kitabınız ?

Dönüp bakınca öncelikle nasıl yazdım diyorum. Oysa o “nasıl” kısmı hâlâ capcanlı belleğimde. İlk anda kitap yazmanın zorluğuna dair birkaç şey söylemek istedim ama sanırım bunu zaten herkes biliyor ya da tahmin edebiliyordur. İçimizden konuşmak, içimizden yaşamak, hissetmek içimizden… bunlar nispeten daha kolay ama iş yazıya dökmeye gelince bir panik baş gösterdi bende. Kafamın içinde kelimeler, karakterler, sahneler hatta finalden cümleler bile dönüp durdu ama bir düzen içinde hakkıyla yerine getirmeye çalışmanın sancısı bir müddet daha sürdü. Sonra, bana göre sihirli bir şekilde yazıya dönüştü ama, o metinler çok kez değişti. Öyle ki, bazen aynı satırı beş defa okudum. İşin gelişme süreci kitap bitene kadar devam etti. Gül ve Avcı elime ulaştığında, sanırım ilk o an “işte bitti” diyebildim.

-Kitabınıza ilham olan kitaplar ve yazarlar var mıydı ?

İlham olarak, hissettiklerime öncelik veriyorum ama “yaşam” başlı başına bir ilham kaynağı zaten. Okuduklarımızdan, gördüklerimizden, dokunmasak bile uzağından izlediklerimizden ilham alıyoruz. Sadece yazma alanında değil yaşamakta da ilham bence önemli bir yerde… Bana bu yazma alanında ilham olan kitaplar ise bir değil yüz değil. Okuduğum tüm kitapların; -akademik, bilimsel, otobiyografik kitaplar dahil- ilham olduğuna inanıyorum ama sanırım en büyük payeyi Klasiklere, dolayısıyla klasik edebiyatın büyük üstatlarına verebilirim.

-'Gül ve Avcı' kitabınızın film veya diziye uyarlanmasına bakış açınız ne yönde olurdu?

Bir gün böyle bir şey olur ve ben, film setinin bir köşesinde karakterimi canlı canlı izleyebilirsem sanırım o gün hayatımın en eşsiz günlerinden biri daha olur. Evelyn’in sevdiği adama sarılışını, ona olan o derin aşkını, dönem kıyafeti içindeki halini, Albert’i kollarında tuttuğunu görür, sonra Julian’ın, tasvir edişime uygun olarak Yüzyıllardan kalma o malikanenin kadim merdivenlerinden inerken duyulan adım seslerini bu fani kulaklarımla işitirsem gerçekten çok mutlu olurum. Hatta öyle ki, tüm filmin, tüm seansları boyunca patlamış mısırları da izleyicilere ben ısmarlarım.

-Yazarlığınız dışında bir soru sormak istiyorum size, Müzik ile aranız nasıl ? Ne tür müzikler dinlersiniz ?

Müzik ile aramızda seviyesiz bir ilişki var. Bu konuda tek bir türde duramadığım ve her türden bazı şarkıları severek dinlediğim için, müzik zevki olarak düz bir çizgiden bahsedemiyorum. Türlerden ziyade kişileri ve grupları seviyorum. Yeri geliyor yirmi yıl önceki arabesk bir şarkıyla, özgün müzikle hüzünleniyor, yeri geliyor heavy metal gruplarıyla kulağımı sağır edebiliyorum. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar dinlerim dediğim kişiler ve gruplar var: Feridun Düzağaç, Fikret Kızılok, Teoman, Hurts, The Cure ve artık olmayanlardan Queen, Michael Jackson, Ahmet Kaya… Tabii Kore ve Japon müziklerini özellikle film OST’lerini de ailecek severek dinlerim.

-İlk kitabınız basıldığında o an neler hissettiniz, neler düşündünüz?

Kalbimdeki çarpıntıyı hatırlıyorum. Böyle gümrah ırmaklar gibi coşkulu ve durmaksızın. İşin zor kısmını atlatınca kitaba dokunmak sahiden bir nefes gibi geliyor. Değiyor hani o ayların sancısına. Bir kitap beni sonsuz bir mutluluğa sürüklediyse birden fazlasının vereceği o his için bir sürü sıkıntı çekebilirmişim gibi geliyor. Klişe olacak ama ‘dünyaya bir eser bırakma’ fikri sahiden büyük bir sevinç kaynağı. Ben de ilk kitabımdan sonra bu fikrin mucidini sevgiyle yâd ettim. Bu his öylesine güzel ki, benden başka kimse okumasa ve orada öylece, tozlu raflarda kalsa bile emeğimin vücut bulması, bireysel ve toplumsal varoluşuma bir milat olarak yazıldı. Nice kitaplara inşallah.

-Birkaç gün sonra İstanbul Kitap fuarına katılacaksınız, heyecanlı mısınız okurlarınız ile buluşacağınız için ?

Heyecan, şu an yaşadığım hissiyatı anlatmak için yetersiz bir duygu olur. Beni okuyan insanlara okurdan önce arkadaş, dost gözüyle bakıyorum ve bu yüzden dostlarla buluşacak, yüz yüze gelecek olmanın heyecanı tarifsiz... Fırından yeni çıkmış, tazecik simit, demli bir çayı nasıl beklerse öyle hasretle, öyle şevkle bekliyorum.

-Kitabınızın kapak tasarımı tamamen size mi ait, yoksa yayıneviniz ile ortak çalışmanız mıydı?

 Kapak fotoğrafı benim tercihim oldu. Kitap çıkmaya yakın birkaç arkadaşla hummalı bir çalışmaya başlamış ve binlerce fotoğraf elemiştik. Kapak görselini bir dostum tavsiye etti ve görür görmez tabiri caizse vuruldum. Ancak o görseli mükemmel bir kapağa çeviren yayınevinin, dolayısıyla sevgili Duygu’nın muhteşem zevkidir. Toprak altındaki elmas nasıl ki işlendiğinde pırlanta oluyorsa bu fotoğraf da usta ellerde işlenince muhteşem bir kapak oldu.

-Kitap yazarı Asude'nin , yazarlık dışındaki yönlerinden biraz bahseder misiniz bize? Mesela neleri çok sever, neleri sevmez?

İnternette araştırma yapmayı çok seviyorum. Bir sayfa başka bir sayfayı, bir sekme yeni bir sekmeyi açarken kendimi bir anda 15. yüzyılda, ya da uzaydaki bir gizemi okurken buluyorum. Sözlüklerde ve sanal ansiklopedilerde gezinmek saatlerimi almaya gidecek kadar uzuyor bazen. İskandinav sinemasını, Uzakdoğu dizilerini, biyografik belgeselleri, çılgın insanları, komik çocukları, yaşlıları, karpuzu, dondurma kutusundaki sarmayı, dakika gönderen GSM şirketimi, o gemiyi bekleyen İsmail abiyi, önde oturduğum halde para uzatmamı istemeyen dolmuş müşterilerini, inatçı lekeleri çözen domestosu, kulağa güzel gelen müzikleri, tüm ailemi, itfaiye arabasını benden çok seven yeğenimi… sonra kitapları, ille de kitapları çok seviyorum. Sevmediklerimi saymayayım ama tek bir cümle kurabilirim bununla ilgili: “Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan zor” diyen Einstein’ın bu özlü sözünü çiğneyen insanları sevmiyorum. Ön yargılar kötüdür, yıkın gitsin diyerek bir de sosyal mesaj vereyim.


-Peki bundan sonra ne tür kitaplar yazmayı planlıyorsunuz. İlk kitabınız İngiliz tarihi romanıydı, bu alanda mı gideceksiniz?

Hayır. Bu türde, yani historical denilen türde okumayı ve yazmayı çok seviyorum ancak sonraki kitaplarım bizden karakterler, bizden yaşantılar içerecek. İlk kitabımın Gül ve Avcı olması kişisel, belki de duygusal bir tercihti. En başından beri karakterleri tasarlamış ve facebooktaki sayfamda online olarak yayınlamayı düşünmüştüm ancak sonra neden kitap olmasın dedim. Çünkü kurguyu kitap olmaya fazlasıyla layık bulmuştum. Güzel de oldu bence. Bu türde okumayı seven biri olarak okunacaklar arasına kendi yazdığım bir kitap da girmiş oldu Ancak ikinci kitabımdan itibaren yeni bir seriye başlıyorum. Sanırım buna Pabuç Serisi diyebiliriz. İlk kitabı Pabucumun Ajanı da yeni yılda çıkacak. Chick-lit türündeki bu kitap; ülkemizin tüm gelenek göreneklerini, bize has özelliklerimizi, yurdumuzun o uçsuz bucaksız işlenmeye değer kültürünü, sokakta gördüğümüz, belki de çok yakın arkadaşımız olacak kadar bizden, orta direk sınıfına dahil, çılgın bir kadın karakterin ağzından komik bir şekilde anlatmayı seçtiğim romantik bir komedi olacak. Sonrası ise yine bu türde gelecek diye umuyorum.

-Ve Son sorum Asude Hanım..Gül ve Avcı kitabınız çok tutuldu,çok beğenildi.Yeni kitaplarınız için bir baskı oluşturuyor mu başarı sizin üzerinizde ?

Teşekkür ederim öncelikle. Umarım Gül ve Avcı okuyanların zihninde güzel anılar bırakmıştır. Gelen bildirimler şahane ancak bu bende baskıya değil daha çok şevke yol açıyor. Motivasyon için beğenilmek kuvvetli bir dürtü. Gül ve Avcı bana bu imkanı verdi ve yeni kitaplarım için kollarımı sıvamam gerektiğini düşünüyorum. İlk yazdıklarımla, ilk kitabımı kıyaslayınca mevcut grafik çizgimden memnumum. Yazmak ise bu çizgiyi daha da yükseltecek benim açımdan. Yazdıkça hatalarım veya eksikliklerim daha da azalacak. Bu yüzden baskıdan ziyade bir motive oluyor bana Gül ve Avcı.