Tuba Arık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuba Arık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aslan
Tuba Arık ,edebiyat yolculuğuna ikinci kitabı olan Paranoya ile devam eden bir yazar.Daha öncesinde yayınlanan bir öykü kitabı bulunmakta.Ve yazarlık hayatına başlamadan önce katıldığı Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen 'Ulusal şiir ve hikaye' yarışmasında da ikinciliği bulunmakta.Yoluna çıtasını ve başarısını yükselterek devam eden Tuba Arık'a buradan bir kez daha röportaj teklifimizi bizi kırmayıp kabul ettiği için teşekkür ederiz.Ve şimdi sizi gerçekleştirdiğimiz bu sıcak ve samimi röportaj ile baş başa bırakıyoruz..





-Paranoya, kitabınızın yazım sürecinden bize biraz bahseder misiniz? Ne kadar sürdü? Ne gibi süreçlerden geçti? 

√ Hikâye ve ana karakter Petra beni bulduğunda bir haftanın sonunda elimde iki yüz sayfadan fazla bir taslak vardı. O taslak kısa sürede şekillendi ve roman tamamlandı; elbette hazır değildi. Altı yüz sayfalık kitabı her okuduğumda bir şeyler eksik diyordum. Bu iki sene sürdü, iki senenin sonunda kitabı son bir kez daha okudum ve tamam dedim, Paranoya artık hazır. Hayali karakterlerin yanı sıra kitapta geçen gerçek şahsiyetleri araştırmak, fakat haklarında bilgiye ulaşamamak zorlandığım tek konuydu. Bunun dışında Paranoya'yı yazmak yorucu olmasının dışında oldukça eğlenceliydi. 

-Fantastik Kitap, denildiğinde Türkiye'de Yabancı Yazarların eserleri ön plana çıkıyor. Bu sizin kitabınızla birlikte değişmeye başladı gibi gözüküyor. Fakat Türkiye'de fantastik kitap denildiğinde sizce neden yabancı yazarlar hep ilk akla geliyor? 

√ Fantastik denildiğinde akla Tolkien, Lewis, Ursula K. Le Guin gelir. Biz fantastik türü ilk onlardan gördük, onlarla benimsedik. Türk toplumunda hayal gücü bile bastırılmış olduğundan gerçek üstü fikirler her zaman ayıplandı, hor görüldü. Geriye dönüp baktığımızda gururla işte bizim ilk fantastik eserimiz diyeceğimiz Filibeli Ahmet Hilmi'nin Amak-ı Hayal'i var ama bir soralım, kaçımız okuduk bu eseri, kaçımız sahiplendik. Örnek verirken her zaman başkalarının çocuklarından başlayan annelerimiz vardı bizim, öyleyse Türk toplumunun kendisine öncelikle kucak açması beklenemez, bu yüzden de yabancı yazarlar bu türde ve her türde her zaman ilk akla gelen olacak.



-Türk okur kitlesi hakkındaki düşünceleriniz neler? 

√ Türkiye'de ciddi bir okur kitlesi var, ben buna inanıyorum. Peki biz bu kitleyi neden göremiyoruz diye sorarsanız size uçuk kitap fiyatları derim. Hepimiz okuyoruz ama kitapları birbirimize ödünç veriyoruz. Ülkenin ekonomik durumu ve ailelerin geçim kaynağı bu kadar kısıtlıyken kitap okumakta bizler için bir lüks oluyor ve bunun da çaresini bu şekilde buluyoruz. 

-Bayanların Türkiye’de, Erkeklerden daha çok kitap okumasını neye bağlıyorsunuz?

 √ Evet Türkiye'de bayanlar erkeklerden daha çok kitap okuyor, bunun nedenini bayanların kısıtlanmış özgürlüğüne bağlıyorum ilk önce. Bayanlar hiçbir zaman erkekler kadar özgür olamadılar, erkekler kadar özgür hareket edemediler ve kırılmayan o kabuğun içinde delirmemenin tek yolu da okumaktı. Okumak özgürleştirdi bayanları, okumak kurtardı. Gidemedikleri, göremedikleri, yaşayamadıkları her şey kitaplarda vardı ve onlar da bu gücü kullandı.

-Paranoya, iki erkeğin Aşkı arasında kalan Fegel'in etrafında gelişen olaylar ile ilerleyen bir eser. Aşk sizce nedir? 

√ Paranoya'yı yazar olarak değil de okur olarak değerlendirdiğimde Fegel'den çok Petra'yı görüyorum. İki kişi arasında kalmış Fegel yok bende. Acı çeken bir Petra var, onun hikâyesi yoğun olarak etrafımı sarıyor. Aşk'a gelince, ona da felsefi açıdan bakmaktan geri duramıyorum. Platon'a kulak verirsek aşk için 'şuur bozukluğudur' der. Hak vermemek elde değil. Ama bana da soracak olursanız nerede aşk, burada yok derim, aşk en güzel kitaplarda var. 



En beğendiğiniz Fantastik Kitap:Filibeli Ahmed Hilmi - Amak-ı Hayal
En beğendiğiniz yerli yazar: Zülfü Livaneli
En beğendiğiniz yabancı yazar: Jean-Christophe Grangé
En sevdiğiniz yemek: Yemek yemeyi zaman kaybı olarak gören ben için, böyle bir ayrımım olmadı hiç.
Türkiye'de yaşamasaydınız hangi ülkede yaşamak isterdiniz:Norveç
En beğendiğiniz Dünya Klasiği:Dostoyevski - Karamazov  Kardeşler
En beğendiğiniz Türk Klasiği:Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur


Yazarın Facebook Adresi:Tuba Arık 
Kitabı Satın Almak İsterseniz: Paranoya

Aslan


Kitapçılar,kitabevleri fiyatlarda indirim yapmadıkça ,okumak istediğimiz kitapları netten sipariş etmeye devam edeceğiz gibi gözüküyor.Bu açıdan da bu güne dek tek siteden Kitapsihirbazı'ndan yaptık alışverişimizi,bu alışverişimizde de olduğu gibi.




Ve yeni gelen kitaplar kitaplığa dahil olur..


Kitap Satın Almak İsterseniz:Kitap Sihirbazı
Aslan
YAZAR :TUBA ARIK
KİTAP  :GECE YARISI ÖYKÜLERİ
PUAN  : 8/10
 



Öykü nedir?Roman'ın kısa yazılmış olanı mıdır hikayeler ? Sait Faik'in mi hikayeleridir esas olan yoksa Ömer Seyfettin'in mi ? Yoksa kalıpların dışına çıkabilenin mi ? 


  Her öykü türü farklıdır ve bunun neticesinde de ortaya farklı türlerden doğan farklı kitaplar çıkar.Fakat bizim ülkemizde bu ayrım neredeyse hiç yok.İnsanlar öykü kitaplarını,roman kitabı edasında okuyorlar.Düşünün romantizm filmini savaş filmi gibi izlemek gibi abes bir durum,Romantik filmden çıkınca 'neden savaş sahnesi yoktu' der misiniz?Hiç zannetmiyorum,bu yüzden ülkemizde öykü-roman ayrımını yapamayanlar öykü kitaplarını direk 'olmamış' diye eleştirirler.Bunların eleştirileri yersizdir,değersizdir. 

  Yazarın bu kitabı da ülkemizin bu durumu içerisinde kaybolup gitmiş başarılı bir kitap.Ama ülkemizde öykü kitabı nedir bilinmediğinden,üstte belirttiğim gibi öykü kitabı roman kitabı gibi okunduğundan hak ettiği başarıyı yakalayamamış.Çünkü;zaten ayrımı yapanlar ve bilenler bu kitabı alıp okuduklarında 'öykü kitapları kategorisinde' değerlendirdiklerinde başarılı noktaları net bir şekilde göreceklerdir. Yazarın kitapta yaptığı çok fazla hata yok,başarılı bir dil,doğru kullanılan kelimeler ve kurgu.Yapılması gerekenler; bu kurguları daha derin işlemek,öyküleri biraz daha uzun tutmak ve anlatılanın daha uzun sayfalarda daha net anlatmak.Bunların dışında 'öykü kitabı' olarak değerlendirdiğimizde noksanı yok.Ama gene diyorum,Türkiye'de öykü kitabının sığınağı yok-okuru çok ama çok az.
  
  Gece Yarısı Öyküleri,Yazar Tuba Arık'ın ilk kitabı.Yazar hakkında detaylı bir bilgiye sahip değilim fakat neredeyse Türk edebiyatında yazılmış tüm öykü kitaplarını okuduğumdan ve incelediğimden rahatlıkla söyleyebiliyorum,gizemli kalmış bir kitap.Okuyanın keşfetmesi gerek,alıp okunmalı.
Aslan
Öykü Yazarı Tuba Arık İle Yaptığımız Röportaj


Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Tuba Hanım.Kitabınızdaki başarınızı yeni kitaplarınızda da devam ettireceğinize inanıyorum.Sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum ;

-İlk kitabınız Öykülerden oluşan bir kitap,sizi yeni kitaplarınız da roman yazarı olarak da görecek miyiz yoksa edebiyat serüveninize Öykü yazarı olarak mı devam etmeyi planlıyorsunuz?
√Evet, ilk kitabım öykülerden oluşuyor. Bunda bir öykü yarışması kazanmamın etkisi büyük. Aslında öykü yazmada -yazmaya çalışmaya diyelim- çok yeniyim. Henüz birkaç senedir uğraşıyorum bu türle. İtiraf etmem gerekirse öykü yazmak roman yazmaktan daha zor ve riskli. Kendi açımdan zorluğu, anlatmak istediğinizi daha dar bir kalıba sığdırmaya çalışıyorsunuz ve bu da kurguyu bir köşeye sıkıştırmış oluyor. Bu düzende hikayeyi tam anlamıyla verebiliyorsanız başarmış oluyorsunuz. Sanırım bu konuda pek yetenekli değilim. Şayet bu yolda devam edebilirsem romanla devam etmek istiyorum.  

 -Kendinizi Öykü Yazarı’nın dışında nasıl biri olarak tanımlayabilirsiniz?
 √Öykü yazarı değilim gibi geliyor. Dediğim gibi, öykü yazmak daha bir özveri ve bir köşeye sıkışmayı gerektiriyor. Karakterler, kurgu, her şeyiyle sınırlılar. Ben özgürlüğe önem veren bir insanım. Karakterlerime de bu eziyeti yapmamak adına romanın sınırsız özgürlüğünü öyküye yeğlerim.


-Bir yazınızda ‘Sen yazmayı seçmezsin,yazmak seni seçer’ demişsiniz,bunu biraz daha açabilir misiniz ?
 √Evet, her zaman bu fikirdeyim. Yazmak seni seçer. Oturursun ve hiç beklenmedik bir anda gelir, konuverir dünyana. İlham der kimileri buna. Ben, seni gelip bulması diyorum. Karakter gelir, kurgu gelir, hikaye gelir. Sen bir aracı olarak oturur yazar, yazmaya, onun isteğini yerine getirmeye çalışırsın. Biraz delilik gibi görünüyor. Zaten yazmak da öyle değil mi? Bence, o ince çizgide yaşamak isteyenler içindir yazmak. Bu riski göze alanlar için. Delirme riskini.

 -Dünya klasikleri içerisinde sizde özel yere sahip bir kitap var mı şayet varsa bunun nedenlerini öğrenebilir miyiz ?
√Hiç düşünmeden bu soruya cevap verebilirim. Karamazov Kardeşler. İnanılmaz bir dehanın, inanılmaz bir hayal gücünün ve bilgeliğin ürünü. Bu eser için yapılabilecek tek şey susmak ve Dostoyevski'nin önünde saygıyla eğilmektir.


-Kitabınızda Realizmin ağır bastığını görüyorum,yeni kitaplarınızda da Realizmin mi yoksa daha farklı bir edebi akımın mı izlerini göreceğiz ? 
√ Fantastik türde yazıyorum. Sanırım bir riski de buradan aldım. Türkiye'de hem öykü kitabı okunmuyor, hem de fantastik türe yeterince değer verilmiyor. Ama ben bu konuda umutluyum. İlerleyen yıllarda fantastik edebiyat hak ettiği yere gelecek ve gerçeklikten bıkan her insan kendini bu eserlerin büyüleyici dünyasına atacaktır.

 -Kitap okurken seçici misinizdir ? Yani mesela ‘hayatta okumam’dediğiniz kitaplar veya türler var mıdır?
 √Kitap okurken seçici değilimdir, elimden geldiğince her türü okumaya çalışırım. Hayatta okumam, diyemem. İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur, der Balzac. Bu yüzden her kitap okunmaya değer. Yalnız, fantastik okumamaya çalışıyorum. Bu nasıl bir çelişki diyebilirsiniz. Fantastik türe en büyük desteği benim vermem gerekir halbuki. Fantastik yazıyorum, kafamın içinde gezinen her bir karakter sıra dışı, bir de fantastik okursam gerçek dünyayla bağlarımı koparabilirim. Bu yüzden ayaklarımın tekrar yere basması lazım. Polisiye, gerilim, korku önceliklerim arasında.

 -Tuba Hanım son sorum.. Ben sizin edebiyat dünyasına isminizi altın harfler ile yazdıracağınıza eminim bu yüzden size bir soru sormak istiyorum,Bundan 10 yıl sonra kendinizi edebiyat dünyası içerisinde nerede tanımlıyorsunuz ?
 √Teşekkür ederim inancınızdan ötürü. Edebiyat dünyası sürprizlerle dolu. On yıl sonra şurada olurum dersem ya yalan söylemiş ya da kendimi kandırmış olurum. Bu yüzden takdiri okurlara bırakıyorum. Olmamız gereken yeri onlar sağlayacaktır.


Çok ama çok güzel bi röportaj oldu.Sizin gibi yazarları tanımak hem çok güzel hemde gelecek adına umut verici.Röportaj teklifimi kırmadığınız için size birkez daha teşekkür ederim,Yazarlık hayatınızda size başarılar dilerim..
 √Benim için de çok güzel bir röportajdı Yasin Bey. Çok teşekkür ediyorum, sözleriniz çok mutlu etti beni, inanın ne söyleyeceğimi bilemiyorum. İlgilenip röportaj yapmaya değer bulduğunuz için özellikle ben teşekkür ederim. Her şey için çok sağ olun.