Aslan
  Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Vefa Hanım.Kitaplarınızda yakaladığınız başarıyı her yeni kitabınızda arttırarak devam ediyorsunuz.Başarılarınızın devamını dilerim.Sizin de müsaadenizle cevaplarını merakla beklediğim sorularıma geçmek istiyorum ;




-Vefa hanım öncelikli sorum kısa bir sürede başarılı bir grafik yakaladınız.Bu başarıyı neye borçlusunuz?

Kısa gibi görünse de aslında değil. Uzun ve oldukça adanmış bir çalışma döneminin ardından bugüne ulaştık. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı'ndan mezun olduktan sonra kurumsal hayatım başladı. Halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim gibi konularda tecrübe edinmek aslında gerçek istek ve ilgimin yazma konusunda olduğunu anlamamı sağladı. İlkokulda tutmaya başladığım kalemi üniversite hayatım da dahil olmak üzere hiç bırakmadım. Sayısız şiir ve denemeler yazdım aslında ama ben bunu bir amaçtan çok araç olarak benimsemiştim. Duygularımı özgürce ifade edebileceğim bir araç. Ancak 2007 yılında hayat amacım halini aldı ve 2013 Kasım ayı itibariyle onuncu romanım Ephesus Yayınları'ndan çıkmış oldu.




-Türkiye’de ilk ve tek romantik komedi web sitesine sahipsiniz,bu fikir nereden geldi? 

Evlenip çocuk sahibi olduktan sonra henüz evlenmemiş ve çocuk sahibi olmayan arkadaşlarımın hayatları hakkındaki tatlı serzenişlerini dinlerken aklıma geldi ilk olarak roman yazmak. Her gün düzenli olarak beni arayıp işlerinden ya da "Bay Doğru"yu bulamamaktan şikayet ediyorlardı ve bir gün laf arasında "bu anlattıklarınızı yazıp kitap olarak bastıracağım" dediğimde benden çok onlar heyecanlandılar. Daha sonra yine her gün aramaya devam ettiler ama bu sefer konuya hep şu şekilde giriyorlardı: romanın için yeni malzeme var. :) Bu şekilde başladığım romantik komedi yazarlığı her geçen gün hızla artan roman sayısıyla devam etti. Benim özümü oluşturan dengedir, burcum bile Terazi. Bu nedenle hiçbir şeyin aşırısından hazzetmiyorum. Dramın da komedinin de. Sanırım bu yüzden esprili diyaloglar, mutlu sonlara rağmen romanlarımda hüzünlü dokunuşlar olmasını da seviyorum. Bir ressamın fırça darbeleri kadar bana özgü, imzam sayılabilecek nitelikte olduğuna inanıyorum romanlarımın okurlarıma yaşattığı duygusal gelgitlerin.




-Geçtiğimiz günlerde Tüyap kitap fuarına katıldınız gördüğünüz ilgi nasıldı ? 

Tüyap Kitap Fuarı'na ikinci katılışım ve ilki gibi hem güzel hem de heyecan vericiydi. İnsanlar ile yüz yüze etkileşim içerisinde olmayı ama en çok da onları dinlemeyi sevdiğim için fuarlar benim için çok anlamlı. Her hangi bir aksilik olmadıkça İstanbul dışındaki fuarlara da katılmak istiyorum ve bunun için sabırsızlanıyorum. 

-Çocuk da Yapamadım Kariyer de, kitabınız kadın okurlarınız tarafından oldukça yoğun ilgi gördü.Bu ilgi kitabınızın adından kaynaklanmış olabilir mi? 

 Evet Çocuk da Yapamadım Kariyer de isminin çok dikkat çekici ve merak uyandırıcı olduğuna inanıyorum ama buna ek olarak günümüz çalışan kadının en temel sıkıntılarından ikisine aynı cümle içinde değiniyor olmasının da etkisi var. İsmi duyar duymaz çoğu kişinin ilk tepkisi "ah işte beni anlatıyor" oluyor ki bunu her okuduğumda ya da duyduğumda ilk sefer olduğu gibi tebessüm ediyorum.



-Okurlarınız sizi 'Pembe Kraliçe' olarak adlandırıyorlar,bundan memnun musunuz ? 

  Ben her zaman sıfatların kazanıldığına inanırım. Beni bu unvana layık görüyorlarsa ne mutlu bana. Kraliçelik herkese nasip olmaz ama beni etkileyen kraliçe olmaktan çok bunu her dile getirişlerinde sergiledikleri tavır. Gerçekten öyle bir coşkuyla ve inanarak söylüyorlar ki sevildiğimi çok güçlü bir şekilde hissettiriyorlar. Sevgi bir insanın başına takabileceğiniz en değerli taçtır.

-Ve son Sorum Vefa Hanım.. Genç yazar adaylarımıza tavsiyeleriniz nelerdir ?

İnsanlarla zaman geçirmeyi sevin ama kendinizle zaman geçirmeyi daha fazla sevin. Çünkü iç dünyanızla iletişim kurmayı öğrenmeden tam anlamıyla yazamazsınız. Cümlelerinizde hep bir şeyler eksik alır.Okuyun,izleyin, araştırın, gezin, gözlemleyin, yaşamın içinde olun ama belirli bir mesafeden hayatın akışını seyredin. Detaylara dikkat edin ama detaylarda boğulup resmin bütününü göz ardı etmeyin. . Negatif olan herkese ve her şeye kendinizi kapatıp iç huzurunuzu sağlamaya özen gösterin. Asla pes etmeyin. Kulaklarınız, gözleriniz, kalbiniz ve ruhunuz sadece hedefinize odaklansın. Yapıcı eleştirileri yıkıcı olanlardan ayırmayı öğrenin.Unutmayın:Bu işe başladığınızda size inanmayan, sizi yolunuzdan çevirmeye çalışan, kendinize güveninizi inancınızı sarsmaya çalışan ve hatta sizi küçümseyenler olacaktır. Ve sonra da hepsine aksini ispatlayacak SİZ olacaksınız.

  
- Vefa Hanım,Gerçekten çok güzel bir röportaj oldu benim açımdan.Çok ama çok teşekkür ederim hem vaktinizi ayırdığınız için hem de tüm içtenliğinizle cevaplarınız için..
 Ben de size çok teşekkür ederim Yasin Bey.



-Vefa Enver'in Facebook Sayfası İçin

 -Vefa Enver'in Kitaplarına ulaşmak için


Aslan
  YAZAR:OSMAN AYSU
  KİTAP: ÇIKIŞ YOK
  PUAN :  7/10





    Türkiye'de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar, kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturuyor.Bunlar polisiyenin klişeleridir.Ama aslında önemli olan klişeler üzerinden de farkı yakalayabilmek.Yazar bunu kitabında gayet iyi başarıyor.




    Çıkış Yok,kitabı için öncelikle Yazarı Ve Yayınevini tebrik etmek isterim.Bir kitabın ismi ve kapak tasarımı ancak bu kadar uyumlu olabilir.Günümüzde çıkan ve varolan kitaplar isim ve kapak dizaynları açısından çok uyumsuz olduğunu da göz önüne alırsak,bu hususta gerçekten başarılı olan Ephesus yayınlarını bu kitap için özellikle tebrik ve takdir ederim.

   Çıkış Yok,520 sayfadan oluşan bir Polisiye kitap.Yazar kurgusal anlamda başarılı,bunu kitabında açıkça belirtmiş.Arada Sırada kullanılan farklı kelimeler sizi okurken birkaç saniye durup sözlüğe bakmaya itebiliyor.Bana göre bu bir kitap için zaaf değil,artı.Çünkü okuduğunuz kitap sizi bilgiye sorguya araştırmaya da yöneltebilmeli.Yazar bunu gayet iyi yapıyor.Paragrafın ilk cümlesinde de belirttiğim gibi kitap 520 sayfadan oluşuyor,ama sayfalar peşi-sıra akıp gittiğinden sayfa sayısının fazlalığı okuma sürenizi uzatmıyor,aksine başladığınızda elinizden bırakamayıp, 'Çıkış'ı bulasıya dek okuyorsunuz.. 
Aslan
  YAZAR: MAUREEN SMİTH
  KİTAP: SENİNİM
  PUAN :  8/10







Öncelikle yazıma başlamadan şunu belirtmeliyim;bu güne kadar sıkılmadan okuduğum kitapların içerisinde yer alabilen nadir kitaplardandı.Okurken çok zevk aldım diyebilirim. Başından sonuna dek severek ve hiç sıkılmadan zamanın nasıl akıp gittiğini bilmeden okudum. Kitap içinde seks anlamında çok şey paylaşılmış olsa da bence yerinde ve çok doğal yazılmış, insanı  hiç rahatsız etmeden romantizm tadındaydı hepsi.
 


   Öte yandan kitap Kadın-Erkek ilişkisini güzel anlatmış ,çiftlerin birbirlerine nasıl davranmaları gerektiğini ,nasıl konuşulması gerektiğini, kadın erkek ilişkileri açısından alabileceğiniz küçük dersler anekdotlar bulabilirsiniz.Önümüze sınırlar ve engeller koymadan Aşk'ı doya doya nasıl özgürce yaşamamız gerektiğini çok iyi anlatmış.Görmek , hissetmek ve yaşamak.Kitabı okurken kendimi bir aşk filmi izliyormuş gibi hissettim,kitabın sonunda kitap okumuş hissi kadar bir Aşk filmi izlemiş hissine de sahiptim. . .
Aslan
Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Okay Bey.Gerçekten çok başarılısınız,kitaplarınızı okurken tarihin dönemlerinde kendimi seyir halinde hissederek okuyorum,bu tarihi kitaplarda yakalanması zor bir his ve siz bunu çok iyi başarıyorsunuz.Şimdi sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum ;



-Takip ettiğiniz yazarlar ,okuduğunuz kitaplar var mı ,varsa bunları öğrenebilir miyiz? 

İlginiz için çok teşekkürler. Herhalde hayatta olan yazarları sordunuz, Stephen King ve Dean Koontz'u çocukluktan beri takip ederim. Milan Kundera, Chuck Palahniuk ve yakın zamanda vefat eden Trevanian da bu isimlerdedir şu anda yurt dışından aklıma gelen bu isimler.Yurt içinden ise Orhan Pamuk, Mario Levi, Hasan Ali Toptaş ve Yaşar Kemal'i aralıksız takip ederim.

-Size göre Okay Bey,Osmanlı Hanedanlığının En Başarısız Padişahı kim olmuştur ? 

Başarısız dememek daha doğru olur, böylesine ağır ve zorlu görevlerde ve kimi dönemlerde etrafınızdaki ekip sizin kim olduğunuzdan daha önemlidir.Ancak II. Selim'in ordu kumandanlığını Serdarlara devretmesi ve Osmanlı Padişahlarının mareşallik geleneğini reddetmesi bence en büyük yanlış ve ihanettir.



-Osmanlı tarih boyunca pek çok savaşlara katılmış bir hükümdarlık,peki yaptığı bu savaşlar içerisinden hangisi 'kaybetme ihtimali yüksekken kazandığı' bir savaş diyebiliriz?

Bunu pek çok savaş için söyleyebiliyoruz zira Selçuklular da ardılları olan Osmanlılar da hemen her zaman kendilerinden üstün güçlerle mücadele etmek zorunda kaldılar zira yerleşmek zorunda oldukları toprağın ve milletlerin yabancısıydılar.Ancak istimalet politikası ile evrensel bir adalet ve burası çok önemli 'uzlaşma' zemini yakalamaya muvafık oldular.Ancak sorunuza cevaben bir savaş ismi verecek olursak 1444 Varna savaşı, Murad-ı Sani Han'ın kaybetme ihtimali çok büyükken kaderin bir cilvesiyle kazandığı önemli bir muharebedir.Eğer aksi olsaydı balkanlardaki varlığımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.



-Çok farklı bir soru sormak istiyorum size,malumunuz şu sıralar özel bir televizyon kanalında devam etmekten olan 'Sultan Süleyman dönemini' anlatan bir dizi var.Bu dizi kimi kesimlerinden çok iyi övgüler alırken,kimi kesimlerden de çok ciddi eleştirilir alıyor.Siz bir tarihçi olarak yapılan bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz ?  

 Ben tarihçi değil edebiyatçıyım lakin pek çok yerde söylediğim gibi, bu türden yapımların yurt dışına yüksek fiyatlarla satılabilmesi, oryantalist bir bakış açısını, bu da pek mühim karakterlerin karükatirize edilmesine yol açıyor.Bu sakıncalı ve yapımcıların sırtına ağır veballer yükleyen tehlikeli bir durum.Tarihimiz bir yağma malzemesi değildir.

-Ve son sorum Okay Bey..Sizin kadar başarılı bir Edebiyatçı olmak için,sizin ile aynı yolda yürüyenler nelere dikkat etmelidirler ?

 İyi bir tarih okuru olduğumu söyleyebilirim.Elimin altında bir dua kitabı sakladığım Halil İnalcık kitapları bunda baş rolü oynar.Ancak tarihi sevmeden bu yolda yürümek imkansız.Bu manada edebiyat eserlerine büyük rol düştüğü inancındayım.Kuru ansiklopedik metinler öğretmez ezberletir, ezber de yok olup gitmeye mahkumdur.





-Röportaj için çok ama çok teşekkür ederim,Okay Bey gerçekten çok memnun oldum.Sizin gibi bi yazarı tanıdığıma hemde kitaplarınızı okuduğuma birkez daha memnun oldum.Görüşmek üzere,Allah'a emanet..

Eyvallah Yasincim çok sağol..

 
 


Aslan

Merhaba,Sevgilim ile birlikte birbirinden güzel kitap kapak tasarımlarının içerisinden seçtik,hazırladık bu listeyi.Ülkemizde her geçen gün kitap kapakları değişiyor,gelişiyor.Bu listeyi hazırlarken pek çok kitap kapağını da eklemeyi istedik,fakat ilk başta 5 adet ben, 5 adet Kız arkadaşımın seçmesine karar verdiğimiz için sayıyı sınırladık.

(Liste 1'den 10'a şeklinde DEĞİLDİR,karışıktır.)


-Ephesus Yayınları Osman Aysu -Çıkış yok






-Arkadya Yayınları Kımberley Freeman-Kır Çiçeği Tepesi
-İthaki Yayınları Greg Bear/Neal Stephenson/Mark Teppo/E.D Birmingham/Erik Bear/Cooper Moo/J.Brassey   -Mongoliad

-Akis Kitap Yayınları   Aşkım Kapışmak - Kadınlar Sağdan Erkekler Soldan

-Martı Yayınları Jean Kwon - Kelimelerin Derin Sessizliği

-Destek Yayınları  Ahmet Batman - Sabah Uykum






-Timaş Yayınları Nazan Bekiroğlu -Lâ: Sonsuzluk Hecesi





-Pegasus Yayınları Hilary Boyd-Perşembeleri Parkta



 -Everest Yayınları  Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası





-Kapı Yayınları  İskender Pala - Efsane & Bir Barbaros Romanı






Aslan
YAZAR :SİMGE BAŞTAK
KİTAP  :UZAKTA KALANLAR
PUAN  : 8/10
  


  İnsanları güldürmek,eğlendirmek kolaydır.Absürd şakalar,argo kelimeler-haller insanları güldürmeye yetebilir.Güldürmek için pek çok öğe-araç kullanabilirsiniz.Fakat insanları duygulandırmak zordur.Aşk'ı hissettirmek ve bunu bir kitapta bir başkasına değil,Aşk'a duyulan Aşk'ı hissettirmek ise büyük yetenek gerektirir.


  Yazar Simge Baştak,bunu kitabında başarmış.Kitapta hislerle kişilere duyulan aşk değil,Aşk'a duyulan Aşk, çok ince bir çizgi dahilinde başarı ile kitaba yansıtılmış,hissettirilmiş.Diyorum ya,güldürmek eğlendirmek kolaydır.Ama hüzünlendirmek,okuyucuyu duygulandırmak ve bunu görsel medya ile değil bir kitap ile fonsuz-müziksiz duygulandırmak gerçekten o duyguyu hissetmeyi gerektirir.Aşk,kişilere duyulandan çok Aşk'ın saf kendi haline duyulduğunda Aşk olur.Siz zaten bunu hissettiğinizde Aşk size  Aşk'ınızı gönderir-karşınıza çıkartır.

  Zoru başaran yazarlardan Simge Baştak,Aksiyon-Macera-Gerilim vs vs bunları klişeler ile okuyucuya rahatlıkla hissettirebilir ve yaşatabilirsiniz.Ama Aşk zordur,zoru da anca zoru sevenler başarır,bu yüzden bu kitap okunmalı,bu kitap merak edilmeli,elinize aldığınız andan bittiği an'a dek hissederek okuyacağınız bir kitap..
Aslan
YAZAR :TUBA ARIK
KİTAP  :GECE YARISI ÖYKÜLERİ
PUAN  : 8/10
 



Öykü nedir?Roman'ın kısa yazılmış olanı mıdır hikayeler ? Sait Faik'in mi hikayeleridir esas olan yoksa Ömer Seyfettin'in mi ? Yoksa kalıpların dışına çıkabilenin mi ? 


  Her öykü türü farklıdır ve bunun neticesinde de ortaya farklı türlerden doğan farklı kitaplar çıkar.Fakat bizim ülkemizde bu ayrım neredeyse hiç yok.İnsanlar öykü kitaplarını,roman kitabı edasında okuyorlar.Düşünün romantizm filmini savaş filmi gibi izlemek gibi abes bir durum,Romantik filmden çıkınca 'neden savaş sahnesi yoktu' der misiniz?Hiç zannetmiyorum,bu yüzden ülkemizde öykü-roman ayrımını yapamayanlar öykü kitaplarını direk 'olmamış' diye eleştirirler.Bunların eleştirileri yersizdir,değersizdir. 

  Yazarın bu kitabı da ülkemizin bu durumu içerisinde kaybolup gitmiş başarılı bir kitap.Ama ülkemizde öykü kitabı nedir bilinmediğinden,üstte belirttiğim gibi öykü kitabı roman kitabı gibi okunduğundan hak ettiği başarıyı yakalayamamış.Çünkü;zaten ayrımı yapanlar ve bilenler bu kitabı alıp okuduklarında 'öykü kitapları kategorisinde' değerlendirdiklerinde başarılı noktaları net bir şekilde göreceklerdir. Yazarın kitapta yaptığı çok fazla hata yok,başarılı bir dil,doğru kullanılan kelimeler ve kurgu.Yapılması gerekenler; bu kurguları daha derin işlemek,öyküleri biraz daha uzun tutmak ve anlatılanın daha uzun sayfalarda daha net anlatmak.Bunların dışında 'öykü kitabı' olarak değerlendirdiğimizde noksanı yok.Ama gene diyorum,Türkiye'de öykü kitabının sığınağı yok-okuru çok ama çok az.
  
  Gece Yarısı Öyküleri,Yazar Tuba Arık'ın ilk kitabı.Yazar hakkında detaylı bir bilgiye sahip değilim fakat neredeyse Türk edebiyatında yazılmış tüm öykü kitaplarını okuduğumdan ve incelediğimden rahatlıkla söyleyebiliyorum,gizemli kalmış bir kitap.Okuyanın keşfetmesi gerek,alıp okunmalı.