Aslan
YAZAR: HEKİMOĞLU İSMAİL
KİTAP: MİNYELİ ABDULLAH
PUAN :  9/10




   Bu dünyada adalet var mıdır?Şayet varsa adaletin bekçileri kimlerdir?Neye göre adaletin tartısını dengelemektedirler?Sahi sizin adaletiniz dilinizin ucundaki birkaç kelimede mi saklıdır,yoksa yüreğiniz midir adaletinizin tartısı?

  Türkiye edebiyat tarihini derinden sarsmış bir kitap..Yasaklanan-yazarı bu kitabı yazdı diye tutuklanan,yayınlandığı tarihten bu yana 80 baskı yapabilmiş..Türkiye'de sizce herhangi bir roman neden yasaklanır?Kimler hangi gerekçe ile yasaklar?Sizlere doğru olanı gösterdiği için mi?Karanlığınızı bir güneş gibi aydınlattığı için mi?Sahi sizce neden yasaklanır?
  
   Sizlerden saklanan sizlere ait olansa gene de yasaklanmalı mıdır?Ya da düşünceler kısıtlanmalı mı ?'Düşünce Özgürlüğü' sadece istenileni yazanların dışına çıkmayanlar için mi geçerli ?

   Bu kitabı bulmanızı-okumanızı tavsiye ederim..
Aslan
YAZAR: GISELLE GREEN
KİTAP: KIZ KARDEŞİN HEDİYESİ
PUAN :  3/10




  Kitap güzel bir şekilde başlıyor ve ilerliyor.İlk zamanlar yeni bir kitaba başlamanın heyecanı ile okumaya başladım.Ama kitabı okudukça yazarın dilini benimseyemedim.Çünkü;üst düzey bi kalemi yok, çok zor oldu bu kitabı okumak, başladığım heyecanla da bitiremedim.Olaylar-olayların geçtiği yerler ve kişilerin tasviri betimlemesi yeterli düzeyde dahi değildi.

   İki kız kardeşin hikayesi, çok iyi anlaşıyor gibi görünseler de birbirlerine hep eskiden gelen içlerinde sakladıkları kinleri var. Kitap bu ana temel konu üzerine kurulu okudukça derinleşiyor.Ama zamanla tekdüze bir kalemin edasıyla ilerliyor kitap.Yazarın  konuları derinlemesine işleyememesinden olsa gerek,belli bi yerden sonra okumak için can attığım bir kitap olamadı,sadece başladığımı sonlandırmak için okuduğum bir kitap haline geldi.
 
   Sonlara doğru beni şaşırtacak sürprizler olmasını bekliyorum,ama yanılmışım.Yazar klişelerin dışına çıkamadı.arkadaşlarıma tavsiye edebileceğim nitelikte ve kalitede bir kitap değildi,okumuş olmak için okunulası kitaplardan..
Aslan
YAZAR: WLADIMIR BARTOL 
KİTAP: ALAMUT
PUAN :  6/10






Hassan Sabbah'ın hikayesini anlatan bu kitap 1938 yılında Sloven yazar Wladimir Bartol tarafından kaleme alınmış.Kitabın ana karakteri olan Hassan Sabbah tarihin bilinen en eski suikast timini var eden kişi olarak geçiyor.Hassan Sabbah yaşadığı bazı olayların neticesinde şeytanıyla yaptığı sohbetin ardından o dönemin insanına nasıl hükmedebileceğini,onlara her istediğini korkuyla nasıl yaptırtabileceğini bu kitabın içerisinde bulacağız.
     Kitabın 1938 yılında yayınlanmış olmasına rağmen gayet akıcı bir dili mevcut.İyi kurgulanmış olaylar dahilinde ilerliyor kitap,bu yüzden de okurken pek sıkılmıyorsunuz.Yazar kitabın içerisinde neredeyse en ince ayrıntıya kadar değinmiş.Hassan Sabbah karakterine karşı zaafı olduğundan bu kitabı yazdığını söyleyemem.Kitabın sonlarına doğru yaklaştıkça Hassan Sabbah'ı değil,Ömer Hayyam'ın bu hikayede masum olan taraf olduğu kanısını bizlere nakşetmek istemiş yazar.Ama bunun yazarın kendi düşüncelerinden öte geçmeyeceğini belirtmekte fayda var.Hassan Sabbah bütün bu akıl oyunlarını,şeytani fikirlerini,insanları kullanışının sebebi olarak Ömer Hayyam'ı işaret ediyor.Kitabın içerisinde Ömer Hayyam ve Hassan Sabbah'ın birbirleri hakkındaki fikirleri ve düşüncelerinin anlatıldığı kısımları tek seferde okuyup geçmeden tekrar tekrar okumakta fayda var.
    Kitabın içerisinde en can alıcı kısım,Hassan Sabbah'ın Hz.Muhammed ile ilgili cümlelerinin olduğu yerler.Kitap tarihi kurgu niteliği taşıdığından bu sözlerin Hassan Sabbah'a ait olmadığını,yazarın Hassan Sabbah'ın karakteri,yaptıkları ve görünen Hassan Sabbah'a karşı içinde oluşan öfkeden gelen cümleler olduğu kanısındayım.Şayet bu kitapta çeviri hatası yoksa birkaç sene içerisinde ufak ufak bütün sitelerden satışı ya yasaklanacaktır,ya da yeni baskıların yapılmasını müsaade edilmeyecektir.Kitabı okuma düşünceniz var ise hali hazırda kitabın baskıları varken okumanızı öneririm...



Aslan
İNSAN İSTERSE
AZMİN ZAFERİ ÖYKÜLER:1


Kaderin bir cilvesi midir kaybetmek?Kazananlar hep mi şanslıdır?Kaybedenler hep mi bahtsız?
Yoksa Kazanmak ve kaybetmek kavramlarının içini dolduran bizler miyiz?Yoksa siz hayatınız boyunca hiçbir alanda tek birkez dahi kazanamadınız mı?Eminim hepiniz şöyle bi bakınca mazinize muhakkak kazanmayı istediğiniz şeyi kazandığınız olmuştur.O günden sonra siz bir daha kazanamadınız mı?Ya da siz o günden sonra daimi kazananlar kulübüne mi katıldınız?Sahi kazanmak istemediğinizden miydi hep kaybedişleriniz?Yoksa kazanmanın içerisini dolduran her ne varsa yapmadığınızdan mı...

    Tam da bu kısımda bu kitap giriyor devreye.Sizlere kazanmayı ,kazananlar üzerinden anlatmayı seçerek.Kazananları bulacaksınız bu kitapda.Nasıl kazandıklarını,kazanmaya giden o meşakkatli yolda nelerle uğraştıklarını,alın terlerini,hedefe giden yollarını nasıl çizdiklerini ,istediklerini elde etmenin aslında nasıl olabileceğini anlatıyor sizlere.Kitabın içerisinde öyle gerçek anılar var ki,okudukça şaşırıyorsunuz,okudukça kendinize bakıyorsunuz.Ve ister istemez şu soruyu yöneltiyorsunuz kendinize;Ben kaybetmeyi mi seçtim yoksa kaybetmemek için elimden geleni yapmayı mı unuttum?


   Kitabın konsept danışmanlığını Mümin Sekman yapıyor.Akıcı bir dil kullanılmış .Hikayeler arasındaki bağlantı gerçekten iyi aktarılmış okura.Okuduğunuzda okuduğunuza sizi pişman etmeyecek nadir kitaplardan....


Aslan
YAZAR: SERDAR ÖZKAN   
KİTAP: KAYIP GÜL
PUAN :  8/10


Babalar ve Oğullar,birbirlerine emanetidir Tanrı'nın bu hayatta..
Tıpkı;Anneler ve Kızların birbirlerine emanet edilmesi gibi...

Kayıp Gül,Serdar Özkan'ın genç yaşta  yazar olunamaz sözüne ithafen yazılmış bir kitap.Kalıplaşmış-klişe hale gelmiş sözleri yok eden,ezip geçen bir kitap.Yazar söylemek istediğini açık açık dile getirebilmesi bendeki en büyük hayranlığının sebebiydi.Korkusu yok sözlerinden ötürü,Serdar Özkan'ın.İstediğini istediği şekilde dile getirebilmiş kitabında.Sakladığı ,söylemeye korktuğu ve bu yüzden arkaplanda dile getirdiği herhangi birşey yok.
    Serdar Özkan açık açık söylüyor okurlarına:Anneler ve Kızlar birbirlerine emanetidir Tanrı'nın bu hayatta..
Kitap içerisinde buna sık sık rastlayabilirsiniz.Kitap her ne kadar kısır bir  döngü içerisinde dönmüş gibi gözükse de okurlarına,aslında pek de öyle olmadığını kitap bittiğinde farkedebiliyorsunuz.Kitap içerisindeki karakterler derinlemesine işlenmesini bekledim fakat beklediğimin aksi oldu.Yazar pek de karakterli umursamadan yazmış kitabını,çünkü  "karakter" değil "tip" anlatmak istemiş bu kitapda,başarmamış da değil hani.


  
Serdar Özkan,Türkiye'nin son 10 yılda roman yazan genç yazarları içerisinde en iyilerden diyebilirim rahatlıkla.Şimdiden adını ve kitabını tüm dünyaya duyurmayı başarmış olması bunun da en büyük göstergesi.Kullandığı akıcı dil,kitap içerisindeki insanı sarsan paragraflar,tasvirler Türkiye standartlarının kat be kat üstünde.Bu yüzden yazarın 2. . kitabını okuduktan sonra görüşmek dileğiyle...
Aslan
Yakında ilk kitap eleştirisi ile buradayım.
Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplara farklı bir pencereden bakmaya hazır mısınız..