ASLAN EDMOND
  Ephesus Yayınlarından,Fatma Erdek İle Gerçekleştirdiğimiz Röportaj

Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim Fatma Hanım.Kitabınızdaki başarınızı yeni kitaplarınızda da devam ettireceğinize şüphesiz eminim.Sizin de müsaadenizle sorularıma geçmek istiyorum ;


-Melekler Zamanı,Bana göre güzel bir başarı elde etti.Bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz,Yazarlık yolculunuğuzu nasıl bir yörüngede devam ettirmeyi planlıyorsunuz? 
Melekler Zamanı’nın başarısı yazarına büyük bir sorumluluk yükledi. Çıta ilk romanda bir hayli yükseldi. İkinci romanda okurun karşısına, kılı kırk yaran bir özenle çıkmak istiyorum. Şu an için düşündüğüm tek şey bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirebilmektir. Daha iyisi, daha güzeli… Sanırım yazarlık yolculuğumu hep bu yörüngede sürdüreceğim.
-Kitaplarınızı özel anlarınızda mı yazarsınız? Yani kimi yazarların belirttiği gibi 'ilham' geldiğinde mi yazarsınız,yoksa 'istediğimde yazabilirim' diyenlerden misiniz?
 Keşke yazmaya ayırabileceğim özel zamanlarım olsa… Ne yazık ki benim yazım sürecim biraz sıradışı. Mesleğim, evim, evliliğim, anneliğim, sorumluluklarım var. Günlük rutinimi eksiksiz olarak gerçekleştirdikten sonra yazabiliyorum ancak. “İlham geldiğinde mi yazarım yoksa istediğimde mi yazarım?” sorusuna şöyle yanıt verebilirim: İlham zaten her daim var ancak ben vakit bulduğumda yazarım.
-Edebiyat dünyasında kendinize yakın hissettiğiniz kitaplar veya yazarlara kimleri örnek gösterebilirsiniz ? 
Kendime yakın hissettiğim kitaplar ya da yazarlar olarak bir liste veremem. Ancak okumaktan keyif aldığım, imrendiğim, gıpta ettiğim kitaplar ve yazarlar var elbette. Ancak bu liste öylesine uzundur ki…


 
-Melekler Zamanı,kitabınızı 'Kalfalık Dönemimin son romanı ve aynı zamanda ustalık dönemimin ilk romanı' olarak nitelendirmişsiniz,bunu biraz daha açabilir misiniz ? 
Aslında durum şu: Melekler Zamanı bittiğinde “bu kalfalık dönemimin son romanı olsun” demiştim kendime. Ondan sonra yazacağımı değerlendirilmesi için yayınevlerine yollayacaktım. Ancak plan değişti, Melekler Zamanı’nı yolladım ve kabul edildi. Böylece Ustalık dönemi ilk romanı oldu sürpriz bir şekilde. Buradaki “ustalık” ifadesi sadece basılı ilk kitabım olması sebebiyledir. Zira bunu ölçüp tartmak yazarın değil, okurun iradesidir.
-Kitaplarınızdaki kahramanları yazarken kendinizden özellikler katıyor musunuz?
Kitaplarda hayali karakterlere önce bir fiziki yapı biçiyor, ardından -eğer becerebilirseniz- karaktere ruh veriyorsunuz. Bunu yaparken, kendinizden, çevrenizden, yanınızdan, yörenizden faydalanıyorsunuz elbette. Ben olsam ne düşünürdüm? O olsa ne hissederdi? Şu olsa nasıl davranırdı? Bütün bu soru ve yanıtların, karakterlere gerçekçi ruhlar kazandırdığını düşünüyorum.
- İnsanlar arasında 'isimler karakterleri yansıtır' inanışı vardır.Siz de bu doğrultuda mı karakterlerinize isim veriyorsunuz yoksa isimlerin kulağa hoş gelmesi sizin için yeterli midir ?
 İsim benim romanlarımda çok önemlidir. İsimleri yaratmadan önce karakterlerimi yaratırım. Sonra o karakterleri ete kemiğe büründürürüm hayal dünyamda. Ruhunu da katarım harcına. En son olarak da ismi kendiliğinden gelir oturur zihnime. Şöyle de diyebilirim: Karakterlerim tanıdığım birilerinin fotoğrafları gibi karşımda dizilirler, ben de onlara bakıp yakışan isimleri veririm.
-Ve son sorum Fatma Hanım,Kitaplarınız çok özel ve çok etkileyici ve böyle kitaplar çok yok. Okuyucu etkilemenin sırrı nedir ? 
Öncelikle nezaketiniz için çok teşekkür ederim. Romanlarım hakkında “çok özel ve çok etkileyici” değerlendirmesi beni son derece mutlu etti.
Melekler Zamanı fazlasıyla duygusal ve hatta hüzünlü bir romandır. Yazarken “yazıyor musun yoksa yaşıyor musun?” sorularına maruz kalmışlığım vardır. Çünkü yarattığım Yusuf karakteri, beni derinden etkilemiştir. Yazma sürecinde zihnimden çok, yüreğimdeydi, evimdeydi. Sözün özü: Melekler Zamanı okuru etkiledi ise bunun sırrı yazarını da etkilemiş olmasındadır. Bir romanın hissiyatla okunabilmesi için yazarının da hissiyatla yazması gerekir.
Selam ve sevgilerimle…
0 Responses

Yorum Gönder